23 Şubat 2025, Pazar; Profesyonel Doğa Yürüyüşü..
"Abant, Dereceören - Mangırlar Yaylası - Kel Tepe"
23 Şubat 2025, Pazar; Profesyonel Doğa Yürüyüşü..
"Abant, Dereceören - Mangırlar Yaylası - Kel Tepe."
Uyarı - 1
Öncelikle lütfen dikkate alınız; Bu bir " Yürüyüşe Davet " yazısı değildir.
yenirota ticari amaç ile hareket eden Resmi ya da Gayr-ı Resmi Günübirlik, Paket Turlar düzenleyen Turizm Şirketi değildir. Herhangi bir birliği, kuruluşa ve federasyona üye değildir. Dağcılık yapmaz.
Ülkemizin doğal güzelliklerine dair bir farkındalık yaratmanın yanında, kendi yaşamını Güzelleştirmek ve Sağlıklı Kalmak için Doğada Uzun Mesafe Yürüme Sporu Yapmayı canı gönülden seven amatör ruhlu doğa sporcularından oluşmuş bir arkadaş topluluğudur.
Doğada Uzun Mesafe Yürüyüşleri doğada her türlü arazide uzun mesafelerde tempolu yürüyebilme, tırmanma ve inme tecrübesi olan ve kondisyonu çok iyi yürüyüşçüler içindir. Çok Zor bir spordur. Ekipteki herkes bunu bilerek hareket eder.
Bir eğlence, kültür, doğa ve meşhuriyet gezisi, mangal, yeme-içme TURU değildir. TUR organizasyonları ile karıştırılmamalıdır.Zaten doğada Tur atılmaz. Mümkün olduğu kadar en küçük bir leke bile bırakmadan keşfedilir, yaşanır ve gelecek için ter temiz haliyle hafızamıza yerleştirip geri dönülür.
Her bir rotamız başlangıç saatinden bitiş saatine kadar efor gerektiren, çok ciddi doğa sporları aktivitesi içermektedir.
Sevgili dostlarım "iyi günler.." dileyerek başlıyorum haftalık neşriyatıma.
Ama öncesinde gözüme ilişen, farelerle ilgili bir haberi nakledeyim istiyorum.
Bilim adamlarının vardıkları değişmez sonuç, fareler ile insanlar genetik yapı olarak birbirlerine çok yakınlarmış. Ve yaptıkları bir deneyde feçli bir fareye yürütmeyi başarmışlar. Sırada felçli insanları yürütmek varmış. Cümle işlerinin içine yapay zeka damlatmaya başladılar ya artık tir tir korkar oldum. Bu bilim adamları yakında ölüyü de diriltirlerse hiç şaşırmayacağım.
Bu haberle birlikte kafam hemen çocukluğuma gitti. Daha televizyon denilen cam göbekli kutunun renk körü olanı dahi her mahallede tek tük bir iki evde, o da Almanya'dan akraba ilişkileri vesilesi ile yeni yeni boy gösterdiği günlerde akşamları sabırsızlıkla yayın vaktini beklediğimiz şey radyo tiyatroları olurdu. Ya da arkası yarınlar. Üstü dantelle örtülü kutunun sağ ve solundaki hoparlöründen çıkan ses bizi öyle kendisine bağlardı ki büyülenmiş gibi dibine yanaşır nefeslerimizi bile sessiz sessiz alıp vererek onu dinlerdik.
Bir gece, o radyo tiyatrolarından birisinde her zamanki gibi yine heyecanı en uçlara kadar yükseltip sonra süratle yerlere, ayaklar altına sersefil savurdukları, bakın aradan up uzuuun yıllar geçmiş halen unutamadığım bir hikaye vardı ki kulaklarımızı radyoya neredeyse yapıştırarak, resmen ağzımız açık, gözlerimiz pür dikkat olan biteni kaçırmayacak çeviklikte soluksuz dinlerdik.
Hikayenin kahramanı Farelerdi. Evinin merdiven altına kurduğu laboratuvarında fareler üzerinde araştırma yapan bir bilim adamının sakarlığı sayesinde ciddi bir kaza meydana gelir. Kaza sonucunda üzerlerinde kimyasal deneyler yapılan yüzlerce fare kafeslerinden kaçarlar. Aslında kaza planlı başlatılmış bir isyanın ilk hamlesidir. Başlarında onları örgütleyen iri kıyım bir sıçan vardır. Önceleri bilim adamı bu kazanın fare kısmını ciddiye almaz. Neticede önceliği labratuvarını ve dahi evini yanmaktan kurtarmaktır. Aradan 5 bilemedim 6 hafta geçer. Kafeslerinden firar eden fareler aslında çok da uzağa gitmiş değillerdir. Halen evin kuytusunda sistemli bir şekilde malum bilim adamının evini istila etme planlarını yürütmektedirler. Ve öyle hızlı ve öfkeli bir şeklide çoğalırlar ki vakit tam istedikleri olgunluğa geldiğinde yüzbinlerce fare bilim adamının evde olmadığı bir vakitte üst kata çıkar ve her yere süratle yayılırlar. Bilim adamının olan bitenden habersiz kendisine omlet hazırlayan kızını mutfakta rehin alırlar...
İşte tam burada. Bir burnumuz kaşınıp aksırsak kalbimiz lönk diye duracak halde iken mekanik, buz gibi bir ses araya giriyor ve " Arkası Yarın..." diye...Nasıl yani..böyle yarım mı kalacak. yapacak bir şey yok. Arkası Yarın bu. Bekleyeceğiz...
Her neyse madem öyle biz rotamıza nakledelim ve hemen işimize gücümüze dönelim o zaman. Evet artık Cemre'ler dönemine girmiş bulunuyoruz. Artık Kış dediğimiz mevsimin bir ayı kaldı. Devamı çorabın uc vermiş ipi gibi yürüdükçe güzel bahar günlerine biraz daha yaklaşmış olacağız.
Bu hafta sonu da Bolu, Abant Dereceören köyünden Mangırlar yaylasına ve oradan da bol karlı kel tepeyi doğu-batı yönünde tavaf edip Samat yaylası üzerinden aracımıza 18 kilometrelik derin karla örtülü bir rota yürüyeceğiz.
Rotamız; Abant, Dereceören - Mangırlar Yaylası - Kel Tepe...
Bu hafta yürüyüşümüzde Hediklerimizi kullanacağız.
Evet, yürüyüşlerimizde herkes kendi kumanyasını getirir. Bu nedenle çantamıza, sabah kahvaltısı ve öğlen molasında yemek için sandeviç, yürürken canımız çektikçe yemek için yeşil ya da siyah zeytin, gofret, çikolata ya da meyve ve 2 litre su koyarız. Yağmurluğumuz yaz kış her şartta mutlaka çantamızda olur.
Pazar sabahı hareket saatimiz 05:00.
Kahvaltı için durağımız Huzur'da.
Kahvaltı sonrasında yolculuğumuz Gerede - Bolu üzerinden 1,5 saat.
Parçalı bulutlu, biraz güneşli, biraz kar yağışlı, ara ara duman eklemeli farklı bir gün var önümüzde..
Rotaya Dereceören odun deposundan başlayacağız. Önce Dereceören köyünün üzerindeki Mangırlar yaylası var hedefimizde. Biraz karlı orman yolunda debelendikten sonra dik bir vuruşla yaylayı bulacağız. Sonra o uzun, bitmeyen sırt hattına girip Abant'ı kuş bakışı göreceğimiz noktaya kadar uzun bir kar yürüyüşü yapacağız. Bu hafta nihayet hediklerimizi kullanırız diye ümit ediyorum.
Kızılay'dan sabah 05:00'da çıkarız yola.
Artık doğa yürüyüşlerine kendi aracımızla gidiyoruz. Bu yüzden katılımcı sayımız sınırlıdır.
Pazar doğa yürüyüşlerinde amaç tıpkı Cumartesi yürüyüşlerinde olduğu gibi kişinin tek başına ya da bu alanda faaliyet gösteren ticari işletmelerin hiç bir zaman içine giremeyeceği orman dokularını mevsimin tam da göbeğinde en taze heyecan dolu şekliyle, her adımından büyük keyif alacağı bir coğrafya ve yükseltide hayatının rutini haline getirdiği gibi mümkün olduğu kadar başlangıçtaki ilk dakikadan bitiş noktasına kadar amatör duygular içinde hem güzel manzaraları doya doya iliklerine işlemek hem gün boyu orta şiddette bir spor yapmak ve hem de şehir hayatının ruhuna yapıştırdığı kötü kırıntıları yüksek bovis değerleri ile rehabilete atmek, günü ve tabi ki hayatı enerji dolu, heyecanlı bir şekilde yaşamaktır. Fakat Pazar rotalarında sürpriz ve adrenalin ölçüsü tahminlerin çok üzerindedir.
Aaaa durun, rotayı anlatmayı unuttum.
Ilgaz Okçular köyünden başlayacağız. Rakım şu kadar bişi olacak. Yürüşün ilk adımından itibaran yükselerek gireceğiz mevzuya. Başlanğıçta 20-25 milyon yıl boş bir tepede oyalanacağız. Sonra klasik Karakaya rotamıza gireceğiz. Yani dev göknarlar, sert yükselen vadi arkası dik bir tırmanış. Nerede bitecek. Kim bilir ? Belki yangın gözetleme kulesinde..... devamına orada karar veririz. İyi haber, başlanğıçtaki kuru sertlik son bulacak. Molamızı bu güzel noktada vereceğiz. Batıda, bize göre yüz metre kadar aşağımızda duran Gülpü, doğuda boynumuzu geren Eren tepesi. Mola sonrasında daha yumuşak bir sırt hattını takip ederek doğu, yani Eren tepesine doğru yürümeye devam edeceğiz. Hedefimiz eren tepesi değil ama arada sivri bir tepecik var 2400 metre zirve noktasındaki cipies değeri. O noktaya çıkıp sonra peş peşe altın vuruşlar ile Okçular yoluna gireceğiz. Tabii en azyarım metre karda yaşanacak bu anlatıklarımın tamamı.
Doğa yürüyüşlerinin zorluk derecesi;
Doğa yürüyüşleri alışkın olmayan birisi için başlangıçta zor bir spordur. Çünkü sabah saat 10:00 ile akşam 17:00 aralığında, gün boyu neredeyse hiç durmadan yirmi kilometrelik engebeli bir arazide yürümek zordur. Ve fakat düzenli doğa yürüyüşü yapan insanlar bir müddetsonra nikotin bağımlılığı gibi böylesi yürüyüşlerin bağımlısı olmaktadırlar. Doğada doğaçlama yapılan iniş ve çıkışlar kimi zamanzordur, kimim zaman da kolay, fakat her şekilde de doğaya ayırdığınız o en kutsal gününüzün en güzel anlarıdır.
Doğa yürüyüşleri kesinlikle bir " her kim katıldıysa o kişiyi hoş tutma, eğlendirme " etkinliği değildir. Doğada Tur atılmaz. Yürüyüşçüler her zaman kendilerini orta ile zor arasında bir yürüyüşe hazırlıklayarak gelirler. O gün o ortama bedenini yorarak ruhunu dinlendirmeye gelmiş hiç kimse "hiç böyle bir yürüyüş ummuyordum.. mahvoldum...öldüm...bittim..." söylem ve serzenişleriyle rahatsız edilmez. Yarı yoldan dönülmez. Yürüyemeyenler için traktör vs...çağırılmaz.
Şehir içinde düzenli yürüyenler, oradan oraya koşturanlan, hareketli bir yaşamı olanlar için daha evvel doğa yürüyüşü yapmamış olsalar bile doğa yürüyüşlerinde başarılı olurlar. Ama unutulmamalı ki yine de zorlanacaklardır.
23 Şubat 2025 ; Pazar Her zamanki gibi Kızılay'da
buluşma ve hareket saati 05:00
Başlama saati : 09:00
Bitiş saati : 17:00
Ankara'ya varış : 21:00
Toplam; 20 - 25 Kilometre aralığındadır.