01 Mart 2025, Cumartesi : Sportif Doğa Yürüyüşü..
Devrek, Dirgine....... "
01 Mart 2025, Cumartesi : Sportif Doğa Yürüyüşü..
"Devrek, Dirgine..........."
Uyarı - 1
yenirota ticari amaç ile hareket eden Resmi ya da Gayr-ı Resmi Günübirlik, Paket Turlar düzenleyen Turizm Şirketi değildir. Herhangi bir birliği, kuruluşa ve federasyona üye değildir. Dağcılık yapmaz.
Ülkemizin doğal güzelliklerine dair bir farkındalık yaratmanın yanında, kendi yaşamını Güzelleştirmek ve Sağlıklı Kalmak için Doğada Uzun Mesafe Yürüme Sporu Yapmayı canı gönülden seven amatör ruhlu doğa sporcularından oluşmuş bir arkadaş topluluğudur.
Doğada Uzun Mesafe Yürüyüşleri doğada her türlü arazide uzun mesafelerde tempolu yürüyebilme, tırmanma ve inme tecrübesi olan ve kondisyonu çok iyi yürüyüşçüler içindir. Çok Zor bir spordur. Ekipteki herkes bunu bilerek hareket eder.
Bir eğlence, kültür, doğa ve meşhuriyet gezisi, mangal, yeme-içme TURU değildir. TUR organizasyonları ile karıştırılmamalıdır.
Her bir rotamız başlangıç saatinden bitiş saatine kadar efor gerektiren, çok ciddi doğa sporları aktivitesi içermektedir.
Sevgili Dostalarım,
Mart ayının bu ilk günü, ilk Cumartesi rotasında karlı yürüyüşlerimize kısa bir mola vererek minik bir buklecik Sonbahar havasında yürüyelim istiyorum.
Şubat ayının son virajında ortalığı kasıp kavuran, eskilerin efsane gibi anlattıkları çocukluk anılarından aşina olduğumuz eksi 25 li günler ve geceler günümüz yapay zeka virüslerinin kapı kapı dolaştığı bir dönemde çok ileri tehlikeler barındırıyor. Süratle uzaklaşmalıyız. Zaten Mart 15 den itibaren Kış yerini kuş cıvıltılarına, patlamak için iyice uç vermiş tomurcuklara, mevkisine göre mor, sarı, beyaz Çuhalara, sarı Helleborus Orientalis'lere bırakacak gün gün, hafta hafta..
Evet rotamız ; Devrek sınırları içindeyiz, Eski adı Dirgine, yenisi Yazıcık....
Yani Zonguldak ilinin Bolu'ya bir taş atımı mesafesindeki en güneydoğu uç köyündeyiz. Gün boyu 10 derecede, güneşli, arada parça parça bulut geçişli sonbahar görüntülü ilkbahar havasında bir gün yaşayacağız.
Cumartesi sabahı ilk noktada buluşmamız 06:00'da. Sonra Eskişehir yolu, İstanbul yolu derken Kızılcahamam dolaylarında kahvaltı molasındayız. Moladan sonra bir saat daha yollardayız. Gerede, Mengen, Yedigöller yolu...derken Yazıcık varış yerimiz.
Yazıcık köyü Mengen-Yedigöller yolu üzerinde, 20 nci kilometrede, deniz seviyesine 350 metre yükseklikte, kış aylarının en ılıman geçtiği nadir köylerden biridir. Dört bir yanı 1700-1800 lü tepelerle çevrili, batısında Çal-Çele dağları Bolu ile, kuzeybatısında Kızkulak-Bacaklı tepeleri Karadeniz ve Ereğli ile arasında aşılması çok zor duvarlar olarak dururlar. Mengen'den gelen Mengen çayı ve Bolu'dan gelen Bolu çayı Gökçesu'da birleşip daha büyük bir dere halinde kuzeye döndüğünde dev bir barajı besleyecek kadar büyük güce ulaşırlar. Barajdan çıkan parçalar Çele ve Çal'ın kuzey duvarlarından sızanlar ve bu iki zirvenin kuzey yönünde iki sonraki vadi olan Yedigöllerden kaçanlarla birleşip Yazıcık topraklarını Devrek yönünde sert kıvrımlarla sıyırırken görenler onu "Devrek çayı" olarak çağırırlar. Deremiz Devrek sınırları içindeki itibarlı, soylu, ara ara çıldıran akışını Gökçebey'e kadar sürdürür: Burada Karabük, Yeniceden gelen Yenice çayı ile tanışıp dünya evine girer. Artık o iki derenin adı Filyos'dur. Çaycuma'dan geçerken akşamcı gençlerin boş bira şişelerini, Pazar pikniğinde çevresine yayılanların işi bitmiş çöplerini alır Bartın'a kadar götürür. Bartın'da Ulus tarafından gelen Ulus çayını aileye katar. Etrafında süslü çay bahçelerine göz yumar. Karadenize kavuşurken de arkasından " Güle güle Filyos " şarkıları söylenir.
Neyse biz Yazıcık dolaylarından girelim yol hikayemize. Dirgine ismi Hitit kralı Şuppiluliuma'nın M.Ö. 1371 yılında bölgeye yaptığı seferde yanında bulunan general Himu Dingir'den gelir. Olaya etimolojik olarak baktığımızda " Dingir " kelimesinin o dönemdeki çivi yazıtça anlamının " Tanrı, yüce...vs " olmasından yola çıkarsak bu generalin nasıl bir psikopat, manyak olduğuna dair bir fikir sahibi olabiliriz. Yanlış anlaşılmasın ben sallıyorum. Kim kendisine " Tanrı, yüce...vs " soyadını uygun bulur ki.
Anadolu'nun Osman ailesinin eline geçtiği dönemde Zonguldak ve Safranbolu'ya kadar çevresi de Hızırbey tarafından ele geçiriliyor. 1520 li yıllardan itibaren Dingir ismi Hızırbey olarak değiştiriliyor. Zaten bizde gelenektir bir yerin ismini değiştirmeden rahat edemeyiz. Alın işte yüzyıllarca Osman ailesinin Hızırbey, sonrasında 1924'e kadar Bolu iline bağlı Dirgine Nahiyesi olarak ismi zikredilen yer Zonguldak il olunca Devrek ilçesine bağlanıyor ve yaşamına köy, ve adı da Yazıcık şeklinde değiştirilmiş olarak devam ediyor.
Her neyse bırakalım bunları, biraz arazisini tarif edelim. Dirgine, yeni adı ile Yazıcık tipik Karadenize 50 kilometre mesafedeki Batı Karadeniz iklimi ve çoğrafyasını yansıtan bir bölge. Kayın, kestane, pelit, en yukarılarda göknar, sarı çam, sandal ağaçları ile örülü her tepe, her vadi. Biz rotada dağ, orman yolları, ara ara doğaçlama vadi inişleri ve çıkışları yapacağız rotamızda. Tabi mevsim kış olduğu için orman aydınlık, zemin geçmiş bahardan kalmış yapraklarla katman katman ve kuzey sırtlarda acımasız orman gülleri.
Rotamız batıya bakan bir vadide, yolları kullanarak 800 rakıma kadar yükseliş, kuzeye doğru güneyi gören sırtlarda yine yolları kullanarak tempo, kuzeye bakan yamaçlarda doğaçlama iniş ve çıkışlar. Sonra tekrar orman yollarında tempolu dönüş şeklinde olacak.
Bu hafta rotamız 18-22 kilometre arasında olacaktır.
Evet, yürüyüşlerimizde herkes kendi kumanyasını getirir. Bu nedenle çantamıza, sabah kahvaltısı ve öğlen molasında yemek için sandeviç, yürürken canımız çektikçe yemek için yeşil ya da siyah zeytin, gofret, çikolata ya da meyve ve 2 litre su koyarız. Yağmurluğumuz yaz kış her şartta mutlaka çantamızda olur.
Kızılay'dan sabah 06:00'da çıkarız yola. Kahvaltı durağımız Sarının yeridir..
Cumartesi doğa yürüyüşlerimizde amaç kişinin tek başına ya da bu alanda faaliyet gösteren ticari işletmelerin hiç bir zaman içine giremeyeceği orman dokularını mevsimin tam da göbeğinde en taze heyecan dolu şekliyle, her adımından büyük keyif alacağı bir coğrafyada ve alışılmamış yükseltilerde hayatının rutini haline getirdiği gibi mümkün olduğu kadar başlangıçtaki ilk dakikadan bitiş noktasına kadar amatör duygular içinde hem güzel manzaraları doya doya iliklerine işlemek hem gün boyu orta şiddette bir spor yapmak ve hem de şehir hayatının ruhuna yapıştırdığı kötü kırıntıları yüksek bovis değerleri ile rehabilete atmek, günü ve tabi ki hayatı enerji dolu, heyecanlı bir şekilde yaşamaktır.
Doğa yürüyüşlerinin zorluk derecesi;
Doğa yürüyüşleri alışkın olmayan birisi için başlangıçta zor bir spordur. Çünkü sabah saat 10:00 ile akşam 17:00 aralığında, gün boyu neredeyse hiç durmadan yirmi kilometrelik engebeli bir arazide yürümek zordur. Ve fakat düzenli doğa yürüyüşü yapan insanlar bir müddet sonra nikotin bağımlılığı gibi böylesi yürüyüşlerin bağımlısı olmaktadırlar. Doğada doğaçlama yapılan iniş ve çıkışlar kimi zaman zordur, kimim zaman da kolay, fakat her şekilde de doğaya ayırdığınız o en kutsal gününüzün en güzel anlarıdır.
Doğa yürüyüşleri kesinlikle bir " her kim katıldıysa o kişiyi hoş tutma, eğlendirme " etkinliği değildir. Doğada Tur atılmaz. Yürüyüşçüler her zaman kendilerini orta ile zor arasında bir yürüyüşe hazırlıklayarak gelirler. O gün o ortama bedenini yorarak ruhunu dinlendirmeye gelmiş hiç kimse "hiç böyle bir yürüyüş ummuyordum.. mahvoldum...öldüm...bittim..." söylem ve serzenişleriyle rahatsız edilmez.
Şehir içinde düzenli yürüyenler, oradan oraya koşturanlan, hareketli bir yaşamı olanlar için daha evvel doğa yürüyüşü yapmamış olsalar bile doğa yürüyüşlerinde başarılı olurlar. Ama unutulmamalı ki yine de zorlanacaklardır.
Masabaşı çalışan, her yüz metrede bir " ne kadar kaldı " diye soran, 3000 metrelerde orman bekleyen süper kafalar, hareketsiz yaşayanlar ve pis boğazlar.... bu yaşam şeklini değiştirmedikleri sürece doğaya çıkmasınlar. Hiç bir zaman tavsiye edilmez.
01 Martt 2025 ; Cumartesi Herzamanki gibi Kızılay'da
buluşma ve hareket saati 06:00
Not; Doğaya aşık, onu her yönü ile yaşamaya hazır ve istekli değilseniz, falanca gitti ben de gitmeliyim geçici hevesindeyseniz emin olabilirsiniz, hem bizi ilgilendirmiyorsunuzdur hem de doğa yürüyüşü size göre değildir. Boşa masraf etmeyin.
Başlama saati : 09:00
Bitiş saati : 16:00
Ankara'ya varış : 20:00
Toplam; 18 - 22 Kilometre aralığındadır.